Connect with us

Politik Ekspress

Bir Tepki Olarak Kadın Düşmanı Cadıların Çenesini Kapatmak

Published

on

 

Yeni Şafak yazarı Cemile Bayraktar “müslüman ülke, tecavüz… fırsatçılığına soyunmayın, Amerika’da her iki dakikada bir kadın tecavüze uğruyor. Şimdi çenenizi kapatın” diye tweet atmış.

Anlaşılan, 20 yaşında tecavüze uğrayarak öldürülen Özgecan Aslan için ayağa kalkan kadınlar ister istemez cadıları da uykularından etmiş.

Amerika kıyaslaması yapan, meseleyi mini etek çözümü de pembe otobüs zanneden mini beyinli cadılar, tecavüzcüden sonraki ikinci derece kadın düşmanlığı suçu işlemekten “çeneleri kapatılarak” cezalandırılmalı. Cadıların diline biber gazı sıkmak her kadına “farz” olmalı, ki kurnaz diller şarka bile yönelemesin. Cadıların anladığı dilden konuşarak 5 maddeyle şimdi çenelerini kapatalım.

1. Mini Etek Mazeretine Cevap: 

Dünyada tecavüzün en az olduğu yer mini eteğin en fazla giyildiği Japonya! Hatta her türlü suçun en az işlendiği yer, Japonya!

127 milyon nüfusuyla neredeyse iki Türkiye eder! Ne Avrupa’da ne de Amerika’da olan bir ülke. Demek ki ileri toplumlarla kendimizi kıyaslarken sadece Batı’ya bakmaya gerek yokmuş. Japon kadını ve genç kızı sadece mini etekli de degil; bakımlı da! Demek ki tahrik sebebi olarak cazibe aramaya da gerek yokmuş.

Üstelik mini eteğin en minisini giyen Japon hanımları saygıda da kusur etmiyor. Örf ve adetlerine bağlılar. O örf ve adetler ki, %99’u Japon olan milletin en üst kimliği! Sorunlar yok mu? Elbette var. Cinsellikten uzaklaşıyorlar; evlenmiyorlar bile. Bu yüzden nüfusları düşüyor. Başka sorunlar da var ama suç oranı yok denecek kadar az. Ayrıca Japonya’da yaşayan yabancılar da suç işliyor.

2. ABD Kıyaslamasına Cevap: 

Öncelikle Yeni Şafak yazarının dili şark kurnazı bir dil. Mağduru suçlayarak suçluyu aklayan bu çirkin fırsatçı zihniyet mutlaka ifşâ edilmeli.

Soralım: Acaba “iki dakikada bir” demek, “iki de bi” demek midir? Aynı “üç beş” dermiş gibi…

Düşünün: Kenan Evren’nin “kuracaksın meydana darağacını sallandıracaksın üç beş tane” fermanından 49 yargılı infaz çıkmıştı ve bu tür rakamlamalarla sayısız daha bir çok insan hayatı hiç olmuştu. Demek ki, “canım, Amerika’da da ikide bi tecavüz oluyo” ifadesinin ardından “susun!” emri koşa koşa gelip cümleyi tamamlamak zorunda. Üstelik konu polemiklere boğulup saptırılmakla kalmıyor sadece. Şark kurnazı fermanlarla nasıl onbinlerce 12 Eylül mağduru ‘üç beş’in içinde kaybolup insan hayatı değersizleştirildi ise, şark kurnazı tweetlerle Özgecan ‘iki de bir’in içinde kayboluyor ve mağduriyeti değersizleştiriliyor. 

Ayrıca, Cemile Bayraktar’ın aritmetiği yalın anlamıyla okunduğu zaman Amerika’da her 1 saatte 30, 1 günde 720, 1 yılda da 262,980 tecavüz olması gerekir. Nüfusuna oranla her 100,000’de 82’yle açık ara dünya birinci olması gerekir Amerika’nın; ama yok böyle birşey! 

Tecavüz suçlarında nüfusa oranla dünya birincisi her 100,000’de 66’yla İsveç görünüyor. Amerika’da bu oran 100,000’de 26. Rakam yine de yüksek. Fakat 318 milyon nüfusuyla dört Türkiye eden Amerika, homojen Japonya’nın tam tersine dünyanın en heterojen ülkesi. Sayısız etnik grup var ve hiçbiri tek bir Amerika’yı temsil eder durumda değil. En azından şu ana kadar tespit edilmiş 11 çeşit ABD’den söz edilebilir. Her olumsuz olayda Amerika’yı veya başka yerleri gündeme taşıyıp lâf yarışı yapmak Özgecan’ın kanını yerde bırakmak olur.

Doğrudur, dünyanın başka yerlerleri daha korkunç. Kongo’da cisimlerle yapılan kadın kırımı (femicide) yaşanmaktadır. Ama, daha kötü örneklerle kimse avutulmaz. Daha iyisi mümkün olduğu için öfke duyulur. Ne Kongolu kadınların ölümü Özgecan’ı geri getirir, ne de Özgecan’ın ölümü Kongolu kadınları geri getirir. Ayrıca Amerikalılar ve genel olarak Batılılar, “canım üçüncü dünyada da ikide bi tecavüz oluyo” diyerek meseleyi geçiştirmez. Onlar, konuyla ilgili olarak çocuk evliliklerine işaret ederler. Peki şu an toplumu anlamsız polemiklere sokmaya çalışan fırsatçılar neye işaret etmektedir?…

Yine doğrudur, Amerika’da da tecavüz var. Hatta Japonya’da taciz ve adam dövme gibi başka suçları işleyenler de özellikle Okinawa üssündeki Amerikan askerleridir. Bunlar ‘üç beş’ ay ‘talim ve terbiye’ edildikten sonra izin alırlar. Sivillerin arasına karıştıkları ilk yer kaçınılmaz olarak bar ve diskolardır. Yakın dövüş eğitimi almış aşırı testosteronlu Amerikan askeri doğal olarak kavga da eder taciz de eder. 

Demek ki mesele mini etek ya da Amerika degildir; mesele mutlâkî erkekçiliktir.

3. Mutlâkî Erkekçilik:

Erkekliğin aşırı merkezîleşmesi bir tek Amerikan askerinin hormonlarında olmuyor. Erkeği mutlak merkezî otorite makamına oturtma işini çokça yapanlar, Batı’nın aksine üçüncü dünya ülkeleridir. Bunun en çok yaşandığı yer de Hint kıtasıdır.

Mahatma Gandi, “Hindistan’da iki tip köle vardır: biri Dalitler, diğeri kadınlardır” demişti. Pulan Devi’nin hayatını anlatan Eşkıya Kraliçe adlı film maalesef Gandi’yi çok doğrular! Hem Dalit hem kadın olmanın yükü hayat boyu tacizdir, istediğiniz kadar örtünseniz de…

Mutlâkî erkekçilikte herkes -kadın, çocuk, hayvan, bitki- erkek cinsin ekseni etrafında döner. Söz konusu cins üniterdir, muktedir Tanrı makamında oturur. Böylece insanlıktan çıkmış ve başka bir yaratık hâlini almıştır. Bu yaratık, kadın, çocuk ve hayvanın yanı sıra başka erkeği de dövebilir, dahası öldürebilir, daha fazlası tecavüz de edebilir. Bu zihniyet dayakla kendini tatmin eder, cinayetle adalet arar, tecavüzle de kendini ödüllendirir.

Özetle tecavüz köleci-işgalci monopol erkekçiliğin doruğu, en ileri aşamasıdır. Bir cinsten put yaratma ve ona başta kadın olmak üzere tüm canlıları kurban etme ritüelidir. Böylesi bir ritüelde, erkeklik artık putlaşmıştır. Putlaşmış erkeğe tapmak için sadece erkek cinsi olmak gerekmez, cadı da olunabilir; cadı olmak için kadın cinsi olmak gerekmediği gibi. Yeter ki siz, ne yapıp edip bir şekilde mutlâkiyetçi yapıyı şark kurnazlığınızla kıvırtarak savunabilin; mâzeret arayarak üstü kapalı biçimde kurbânı suçlayabilin. Nitekim, ne mini etek ne Amerika ne de laik düzen kadın için tehlike arz eder. Tehlike tarih boyunca kölecilikten, feodaliteden ve mutlâkiyetçilikten geldi; gelmeye de devam ediyor.

4. Kadının Yeri: 

Kadının yeri evi, otobüsü de pembe midir?

Acaba ev, otobüs ve örtünme tacize karşı alternatif midir? Kadının yeri evi ise evine ilk kapanması gereken İslamcı kadındır. Fakat türban mücadelesi İslamcı kadının sadece laik statükoyu değil İslamcı erkeği de karşısına alarak verdigi evden çıkma mücadelesiydi. Bir toplumsal entegrasyon mücadelesi olarak zaferine ulaştı da. Öyleyse türban zaferinin söylediği şu: örtünsün veya örtünmesin kadının yeri her yerdir! Her yerde güvende olmalı, hiçbir yerde zarar görmemelidir. Bunu sağlamak için mutlâkî erkekçiliğin önü kesilmelidir. Pembe otobüs de yine mutlâkiyetçi zihniyetin bir lûtfudur. Yeri her yer olan kadının alanını daraltma çabasıdır. 

Toplumun silahlanması ve idam cezası ise çok tartışmalı bir konu. Suistimale açık. Cadıların işine gelebilir. Kadınların tecavüzcü yaratıklara karşı verdiği mücadelede erkekler de, yani adam gibi adamlar da zarar görebilir. Star Gazetesi yazarı Elif Çakır gibiler Kabataş saldırısı gibi yalanları sistematik olarak erkekler aleyhine kullanıp güvensizlik ortamı yaratabilirler. Kadınların silahlanması uygulamaya konsa bile kısa vadeli bir çözüm olacaktır. İdam cezası ise gideni geri getirmeye yaramıyor. Özgecan’ın katiline idam istenmesi anlaşılır bir durum. Şu an toplum reaksiyon gösteriyor. Haklı bir reaksiyondur, fakat yine de reaksiyondur. İlerisi için uzun vadeli çözüm gerekir ve reaksiyonla bu olmaz.

5. Alternatif: 

Uzun vadede çözüm, erkeğe aşırı yüklenen merkezî otoritenin dağıtılmasıdır.

Yani, eğitimle ve kanunlarla kadının, çocuğun ve hayvanın haklarının erkek hegemonyası aleyhine arttırılmalıdır. Bu güç dağıtımına demokratik özerklik de denebilir. Yavaş ve küçük adımlarla da uygulanabilir. Bu, erkeğin özgürlüğünü kısıtlamak değil tam aksine kadın, çocuk ve hayvan haklarıyla entegre ederek genişletmektir. Tecavüz olaylarını engelleyebileceği gibi, şark kurnazı kadın-erkek görünümündeki cadıların da uzun vadede çenelerini kapatabilir. Özgecan gibi bir tek can daha mağdur olmasın diye ayağa kalkanların bunları derinlemesine tartışması gerekiyor.

 

Yazar ŞAHAN YILMAZ   

19/02/2015

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Türkiye

TÜRKİYE’NİN SIĞINMACI SORUNU ÜZERİNE

Published

on

(daha&helliip;)

Continue Reading

Güney Asya

Yanlış Politikalar Adası Sri Lanka’dan Alınacak Dersler

Published

on

Continue Reading

Karayipler

Vatan İçin ”Soğan Ekmek” Küba’da Yenir

Published

on

Anormal fiyat artışlarının ve döviz kuru üzerinde âni vurgunların yapıldığı şu günlerde Türk halkı ciddi ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya iken, sokak röportajlarında hükümeti savunanların ”Amerika Türkiye’ye karşı ekonomik savaş açtı, fiyatlar bu yüzden arttı. Biz de devletimiz ve vatanımız için gerekirse soğan ekmek yeriz” dediğini duyuyoruz. Bu ”soğan ekmek yeme” durumu sadece Erdoğan fanatiklerince dile getirilmiyor, aynı zamanda hükümetin trolleri tarafından da benimsenmiş ve daha fazla dile getirilsin diye körüklemeye çalışılıyor.

Continue Reading

Trending